Genel

Türkiye Deprem Konusunda Japonya Gibi Olabilir mi?

Japonya 2024’e deprem ile girdi. Ishikawa bölgesinde meydana gelen 7.4-7.6 şiddetindeki depremde, 2 Ocak Beijing saatiyle 11.00 itibariyle, 20 kadar kişi hayatını kaybetti. Bu sayının artma ihtimali bulunuyor, şu ana kadar kesin ölüm bilgisine ulaşılan kişi sayısı ise 13’tür.

Japonya’da yaşayanlar bilir, Japonya’da deprem anında en güvenli yerler binalardır. Depremde ölüme sebep olan genellikle bina yıkımı değil, deprem sonrasında meydana gelen yangın ve tsunamidir. En büyük tehlike, boyu metrelerce yükselen dev dalgaların, deniz seviyesini yükselterek depremin vurduğu şehri sulara gömmesidir. Bu yüzden bu depremden sonra da en büyük korkuyu verilen tsunami uyarıları yarattı.

Japonya’da bulunduğu coğrafya ile bütünleşmiş, uyum içinde yaşayan bir toplum yaşar. Bir ev kiralarken bile, size hangi doğa felaketinde bulunduğunuz yer de nasıl bir tehlike meydana gelebilir hakkında görsel bilgiler sunarlar. 2022 Ağustos’unda Kyoto’da ev kiralarken, emlakçı evimin de içince bulunduğu alanın afet haritasını vererek, olası bir sel durumunda hangi bölgelerin hangi seviyede etkilenebileceğini göstermişti.

Binalar beşik gibi sallanırken, bir Japon, sadece sakince kafasını korumaya alarak, evinde bekler. Bunun da temel sebebi, tavandan ya da yüksekten düşebilecek iyi sabitlenmemiş parçalardır.

Deprem korkusunu yenmesini sağlayan şeyler, bilime güven ve Japonlara özgü iş ahlakıdır. Çünkü o bina, içinde bulunduğu coğrafyanın tehlikelerine göre oluşturulmuş bir yönetmeliğe göre inşa edilmiştir. İşçisi, mimarı bu bilinçtedir. Orayı denetleyen yerel görevli bu bilinçtedir. Mevcut yasayı koyan, denetleyen, uygulayan bu bilinçtedir. Sözde değil, uygulamada insana, emeklerine, eserlerine, karakterlerine yakışanı yaparlar. Bu toplumsal bir etiktir ve bu inşa edilmiştir, yaratılmıştır.

Pek çok nedenden ötürü eksik, hatalı, eski, yanlış inşa edilen bir binada ölenler için, Müslüman bir Japon’un; ”efendim bu takdir-i ilahidir, binanın bir suçu yoktur” demesini hayal bile edemiyorum. Bu mesele din ile de açıklanamaz; çünkü her Japon aldığı eğitimin sonucu bilir ki, deprem ve tsunami değil, ihmal ve hata öldürür. Bu bir eğitim, kültür, etik, ahlak meselesidir ve tekrar ediyorum, inşa edilip yaratılmıştır.

Japon tarihi çok öğreticidir. Bir kaç aşamanın sonucunda Japon milleti ortaya çıkmıştır. Temelinde ise pek çok başka şeyle beraber eğitim vardır. Tokugawa döneminde Han’ların güdümündeki samurayların eğitimi için -bizdeki medrese benzeri- Konfüçyüsçü okullarla başlayan süreç, 1868 yılında Meiji dönemiyle modernleşme sürecine girmiş, 1900’lere gelindiğinde ise neredeyse nüfusun tamamı okur yazar hale gelmişti. Üstüne imparatorluk sürecinde pekişen milli bilinçle beraber, Japonlar müthiş bir insan kaynağı yaratıp, modern bir ülke inşa ettiler.

Uzun lafın kısası bugün okula başlayan bir Japon çocuğun babası da benzer bir eğitim gördü, dedesi de, dedesinin babası da! Yaratılan bu bilinç, iş ahlakı, her mesleğe saygı, işini kendi vicdanın ölçüsünde en iyi şekilde yapma ilkesi, merkezine Japonya’yı Japonca’yı Japonu koyarak bugüne geldi.

Türkiye’yi bildiğiniz için size Japonya’yı yazdım. Her şey ”sizin” istediğiniz gibi olasa bile Türkiye’nin Japonya olması, bir insan ömründe mümkün değildir. Bu yüzden ölmemek için kendi önleminizi kendinizin alması lazım gelir.

Yoksa bugün, on binlerce insanımız ölse bile, tek bir sorumlu bulunmuyor bu memlekette.